May 2019
SunMonTueWedThuFriSat
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678
 

Boşanan Çocuklarımız Değil

Ne heyecanlarla başlar insan evlilik yolculuğuna. Sonra ne emekler sarf eder bir yuva kurabilmek ve o yuvayı ayakta tutabilmek için. Yıllar içerisinde yaşanılanlar ilişkiyi zedeler, maddi sıkıntılar etken birde bakmışsınız ki bir gün en çok sevdiğiniz kişiyle düşman olmuşsunuz. Zorlarsınız sınırları, artık sevgi bitmiştir, ama çocuklar için sürmeli bu evlilik dersiniz kimileri uzun yıllar sürdürebilir bu şekilde, kimileri ise bir yerde pes eder. Her iki durumda da yapılan yanlışlardan, verilen yanlış kararlardan en çok çocuklar etkilenir. Gelişme kişiliklerini oluşturma çağlarında sürekli anlamadıkları çatışmalara maruz kalan bir çocuktan sağlıklı davranışlar bekleyemezsiniz. Bunun olabilmesi için büyük bir emek gerekir, bilinçli bir emek. Bunu yapabilen yok mu tabi ki var. Ama bunun yanında sadece kendini düşünen çocuğunu hiçe sayan o kadar çok ebeveyn var ki. İşte bu ne yazık ki toplumumuzda giderek çoğalan bir bölümü oluşturmakta…



İnsanlar zaman içerisinde de karakter değişimi gösterebilmekteler. Sonradan bu benim evlendiğim insan mı inanamıyorum sorusunu çoğu insan kendine sormuştur. Yaşanılan ortam, alınan sorumluluk, maddi sıkıntı, yoğun iş temposu... Bunlar gibi birçok sebep insanın kişiliğinin bozulmasına sebep olabilir. Evlilikten beklentiler yaşanılanlardan çok farklı olduğundan bu da insanlarda hayal kırıklığı oluşturmakta ve zaman içerisinde de içinden çıkılmaz sorunlara yol açmaktadır. Eşler arasında iletişimin sağlam olması bazı sorunları belli oranda ortadan kaldırıyor ama ne yazık ki biz kendimizi başarıyla ifade etmekten yoksun bir toplumuz. İfade edemediğimiz gibi dinlemeyi, anlamayı da pek beceremiyoruz. Sorunsuz bir evliliğim var diyebilen çiftler vardır aramızda ama emin olun büyük bir mücadele içindedirler. Mutlu olabilmek ve mutlu edebilmek için ellerinden geleni sabırla yapmaya çalışıyorlardır. 

İş boşanma aşamasına gelince, dün canım diye sarıldığınız insana bugün düşman gibi davranabiliyorsunuz. İnsan doğasına şaşmamak mümkün değil. Genelde velayet ve maddi konuda olan bu savaş eşleri yıprattığı gibi farkında olmadan çocuklarında psikolojisinin bozulmasında büyük bir rol oynamaktadır. Genelde insanlar kendilerini düşündükleri için ve bu savaştan en az zararla çıkabilmek için mücadele edip dururlar. Söylenen kötü sözler, yapılan davranışlar, karşı tarafı kötülemeler yaşanırken haklı görülse de karşımızdakinin çocuğumuzun bir parçası olduğunu unutturuverir bize. Çevremizde o kadar çok örnek var ki şöyle bir baksanız, eminim siz de bir iki tane parçalanmış aile ve sonucunda yıpranmış çocuklarla karşılaşabilirsiniz. 

Aslında unutmamak gerekir, yarına bırakabildiğimiz tek miras çocuklarımız… Onlar ne kadar sağlıklı, ne kadar bilinçli, ne kadar başarılı olursa bizim gurur duymamızda o kadar güçlü olur. Çocuklar daha ne olduğunu anlamadan iki farklı yuvaya sahip oluverirler bir anda. İki yer arasında gidip gelmek zaten zorken bir de eğer ki taraflar birbirini suçlamaya başlamışsa çocuk için kâbus dolu günler başlamış demektir. Annede baba da boşanma konusunda haklının kendisi olduğunu savunup suçu karşı tarafa atma çabası içinde olurlarsa, her iki tarafı dinlemek zorunda kalan o küçücük beyinin neler düşünebileceğini sizler düşünün artık. Çocuklarımıza bunu yapmaya hakkımız yok. Bilmeliyiz ki çocuğumuzun psikolojisinde açılan bir yırtığın sonradan tamiri çok zor olmaktadır. Kavgalarımıza çocuklarımızı şahit yapmamalıyız. Bu konuda Çocuklar Duymasın dizisindeki --Haluk mutfak diyerek tartışmalarını mutfakta yapmaları ve ortak verdikleri kararla çocuklarının karşısına çıkmaları çok güzel bir örnektir. 

Kimseye boşanma deme gibi bir zorlamamız olamaz. Sadece böyle bir olay yaşanacaksa en azından çocukların bu yaşananlardan en az zararla çıkmalarını sağlamanın anne ve babanın elinde olduğunu söylemekle yetinebilirim. Bazen iyi yaptığımızı sanırız ama aslında yaptığımız şey zarar vermektedir farkına varmayız. Bunu anlamak için mutlaka uzman kişilerden yardım almak gerekmektedir. Ayrılan anne baba çocuklarımız mutlu olsun üzülmesin diye onların her istediğini yerine getirmek zorundaymış gibi hisseder. Verdikçe verirler. Yermek kötü bir şey mi, evet eğer çok abartılmışsa bu verme işi ileride doyumsuz bir bireyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Gözlemlerime göre çocuklar bu iki yer arasında gidip gelirken istemsiz olarak iki tarafı da kullanma yeteneğine sahip oluyorlar. İstediğini biri almazsa öbürü diyerek şansını deneyip ufak oyunlar oynayarak sonucunda elde etmekteler. 

Bu konuda uzman birisi değilim. Ama çevremde bu şekilde bir yaşama maruz kalan çocuklar adına düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Bir ilişkide sevgi bitmiş olabilir ama bu demek değildir ki kişiler birbirlerine saygıda duymayacak. Saygıyı yitirmemek gerekir çünkü boşanmakla her şey bitmiyor. Ortak bir çocuk varsa birçok zaman çocuğunuz için iletişimde olmanız gerecek. Sağlıklı bir çocuğunuz olsun istiyorsanız bu iletişimin kuvvetli ve sağlıklı olmasına dikkat edelim lütfen. Karşı tarafı suçlamakla çocuğunuzu kazanamazsınız aksine kaybedersiniz. Aranızdaki problemler sizi ilgilendirir. Çocuğunuzu ilgilendiren kısmı onunla mantıklı bir şekilde konuştuktan sonra onun bu aşamayı zarar görmeden atlatabilmesi için mutlaka bir uzmandan destek almanız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda çalışma yapan o kadar çok yer var ki. Sadece danışmanız yeterli. Sonunda dönüşü olmayan yollara girmemek için, iş işten geçmeden bilinçlenme zamanı. Daha önünüzde uzun bir yaşam var. 

Çocuğunuzun okul toplantıları, mezuniyeti, doğum günü, nişanı, evlenme töreni... Bir sürü bir araya gelmenizi gerektirecek zamanlar yaşayacaksınız. Çatışmayı bırakıp çocuğunuz için bir şeyler yapma zamanıdır artık. Sağlıklı ve bilinçli birer birey yetiştirebilmek için, dilerim hayatınızda keşke dolu anlar çok fazla yer almaz.

Songül Rumelili

 
Hayata Dokun Derneği Kütüphanesi

Eğitimin sosyal hayatın desteklenmesi gereken yegane unsur olduğunu öngören Derneğimiz, 2012 yılından bu yana; Van, Muş, Tekirdağ, Diyarbakır, Trabzon ve İzmir illerindeki köy okullarına kütüphaneler açmaktadır. Her yıl ortalama 5 kütüphane açan derneğimizin...
DEVAMI...


Jehan Barbur Şarkılarıyla Hayata Dokunuyor Konseri

Sanatçı Jehan Barbur’un Hayata Dokun Derneği yararına verdiği konser İstanbul Bilgi Üniversitesi Mezunlar Derneği desteğiyle 26 Nisan 2013’te Bilgi Üniversitesi Kuştepe Ka...
DEVAMI...


Hayata Dokun’an Üniversiteler

2010’dan bu yana her yıl İstanbul Merkezli tüm devlet ve belli başlı özel üniversitelerde yapılan üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen konferans...
DEVAMI...


Tüm projeler için tıklayınız