January 2019
SunMonTueWedThuFriSat
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
 

Kadın Olmak

Kadın olmak… Nedir kadın olmak, düşündünüz mü hiç? Yolda yürürken yanınızdan geçip giden herhangi bir yaşta herhangi bir kadının yüzüne dikkatle bakıp bu soruyu kendinize sorduğunuz oluyor mu? Ne kadar çok var aslında kadın, dünyanın yarısı… Peki, nedir kadın, kadın olmak?
Kadın olmak en başta güçlü olmak demektir.

Çünkü kadın, güçlü olmak zorundadır her zaman. En azından yaşamını devam ettirebilmek adına: Güçlü olmak zorundadır çünkü ekonomik özgürlüğünü kazanabilmesi gerekmektedir. Güçlü olmak zorundadır çünkü toplum içinde ve sosyal yaşamda kendine bir yer edinmelidir. Güçlü olmak zorundadır çünkü kendisine yüklenen rolleri başarıyla oynayabilmelidir. Güçlü olmak zorundadır çünkü anne olmalıdır ve annelerin karakterleri kesinlikle çok güçlüdür.

En önemlisi, güçlü olmak zorundadır çünkü o da toplum içinde bir birey olduğunu göstermelidir. En can acıtanı da, güçlü olmak zorundadır çünkü kendisine yapılan her türlü tacizin altından kalkmak, üstesinden gelmek zorundadır; kendisine uygulanan şiddet karşısında susmamalıdır. Tüm bunların yanına istediğiniz kadar “Güçlü olmak zorundadır çünkü…” ile başlayan cümle yerleştirebilirsiniz.

Evet, kadın olmak öncelikli olarak güçlü olmayı gerektiriyor özellikle bizim toplumumuzda. Çünkü kadın, tam anlamıyla fikir ve düşünce sahibi, beyni olan ve bunu çalıştırabilen, zekâsını duygularıyla son derece başarılı bir şekilde harmanlayabilen bir birey olarak dahi tam anlamıyla kabul görebilmiş değil. Hâlâ pek çok insan, kadınların düşünce yeteneğini kullanabiliyor olmasını ve bunun onlara sağladığı başarıyı kendisine yedirememektedir. Bu nedenle türlü ifadelerle kadınlara, onların bir beyni yokmuşçasına davranan, kadını vajinadan ibaret olarak gören pek çok birey(!) görebilirsiniz. Düşünen, üreten, özgüveni tam, birer birey olabilmeyi başarmış olan kadınların yalnızlığı da bu sebepledir bana göre. Ve kadınlar bu durumda da yine çok güçlü olmak zorundadırlar.


Aynı güçlü olma zorunluluğu tacize uğramış kadınlar için de geçerlidir. Tacizin, türü ne olursa olsun, mağduru kadınlar susmamak adına, sesini duyurmak ve diğer hemcinslerine de ön ayak olmak adına konuşabilmelidir. Bu konuyu konuşabilmekse elbette ki güçlü olabilmeyi de beraberinde getirir. Zira toplumda, tacize uğramış kadınlar mağdur olarak değil, kötü(!) olarak nitelendirilmektedir. Sırf bu cahilce düşünce tabusunun yıkılabilmesi için bile kadın, güçlü olmak zorundadır. 
Kendisine verilen anne, iş kadını, ev hanımı, hayat arkadaşı, arkadaş ve kadın rollerinin üstesinden başarıyla gelebilmek adına da bir kadın, güçlü olmak zorundadır. Anneler güçlüdür, temiz ve başarılı gelecekler yetiştirebilmek adına; iş kadınları güçlüdür, iş hayatında bir kadın olarak başarılı olabilmek adına; ev hanımı güçlüdür, evini yuvaya dönüştürebilmek adına; hayat arkadaşı güçlüdür, destek olabilmek ve destek görüp huzurlu bir yaşamı paylaşabilmek adına; tüm bu saydıklarımla birlikte de kadın güçlüdür, toplum içinde bir birey olarak kadın olmak adına…


Şimdi diyebilirsiniz ki erkekler de aynı şekilde güçlü olmak zorunda kalmıyor mu? Evet, çok haklısınız, ancak iki nokta var ki asıl onlar yüzünden kadınların erkeklerden çok daha fala güçlü olması gerekiyor bana göre. İlki toplum içinde birey olarak kabul görülebilmek diğeriyse taciz ve şiddet… Karşı cins tarafından şiddete maruz kalanların neredeyse tamamı kadın... Aynı şekilde taciz vakalarının da… Toplum içinde birey olarak yer almaksa ayrı bir konu. O yüzden başlarken “Yanınızdan geçen bir kadına dikkatle baktınız mı hiç?” diye sordum. Belki yüzündeki çizgiler empati yapabilmemizi sağlayabilir umuduyla… Yoksa elbette ki fiziksel özellikleri yüzünden kadınlara, herkes dikkatle bakıyor zaten ki bu da tacizin başka bir türlüsü bana göre. 
Kadın olmak nedir diye sormuştum ya, sanırım sadece bu madde kadın olmanın ne demek olduğunu yeterince açıklıyordur. Bir an için sadece cinsel bir obje olarak göründüğünüzü, beyninizi çalıştıramayan varlıklar olarak kabul edildiğinizi hatta topluda kabul görebilmek için çırpındığınızı ancak tüm bunların yanında sanki bu şekilde davranılmıyormuşçasına sizden beklenilenlerin altından müthiş başarılarla kalkmanız gerektiğini düşünün. İşte bunları düşünüp hissedebildiğiniz andan itibaren kadın olmak ne demek, anlamaya başlıyorsunuz demektir.


Güçlü kadın varlığına olan sonsuz inancım ve sevgilerimle…

Başak Kaya

 
Hayata Dokun Derneği Kütüphanesi

Eğitimin sosyal hayatın desteklenmesi gereken yegane unsur olduğunu öngören Derneğimiz, 2012 yılından bu yana; Van, Muş, Tekirdağ, Diyarbakır, Trabzon ve İzmir illerindeki köy okullarına kütüphaneler açmaktadır. Her yıl ortalama 5 kütüphane açan derneğimizin...
DEVAMI...


Jehan Barbur Şarkılarıyla Hayata Dokunuyor Konseri

Sanatçı Jehan Barbur’un Hayata Dokun Derneği yararına verdiği konser İstanbul Bilgi Üniversitesi Mezunlar Derneği desteğiyle 26 Nisan 2013’te Bilgi Üniversitesi Kuştepe Ka...
DEVAMI...


Hayata Dokun’an Üniversiteler

2010’dan bu yana her yıl İstanbul Merkezli tüm devlet ve belli başlı özel üniversitelerde yapılan üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen konferans...
DEVAMI...


Tüm projeler için tıklayınız