January 2019
SunMonTueWedThuFriSat
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
 

Kurban Psikolojisi

Sürekli başkalarından şikâyet halinde misiniz?

‘İnsanlar beni hiç anlamıyor, herkes bana karşı sanki... Çocukken ailem bana şunları şunları yaptı. İşyerinde patronum bana haksızlık yapıyor. Eşim beni aldattı, çocuklarım çok asi, sadece kendilerini düşünüyorlar vs...

Yani çok yalnızım, bu hayatta herkesin hışmına uğradım, başıma gelmeyen kalmadı... Aslında şöyle şöyle de yapardım ama işte onlar bana böyle yapınca ben de onlar yüzünden yapabileceklerimi de yapamadım. Bütün suç onlarda, beni kurban ettiler kendi hırsları uğruna...’



Kafanız bu ve benzeri düşüncelerle mi dolu?

İyi haber; şu anda bu düşüncelerin farkına varıp onları dönüştürmeyi seçme hakkına ve gücüne sahipsiniz. Ancak önce kurban psikolojisini tam olarak anlayalım, neden bunun içine gireriz ve bir türlü çıkamayız...

Öncelikle bu sürekli şikâyet halinin kişiye hiçbir şey katmadığını fark etmek gerekir.

Bu farkındalıktan sonra onu dönüştürmek çaba ister, irade ister, süreklilik ister. İster de ister... İşte tıkanılan nokta burada. Bu o kadar doğallaşmış ki toplumda artık alışkanlık haline gelmiş durumda.

Kurban psikolojisindeki kişinin aslında oldukça fazla çıkarı da vardır: Sorumluluk almaktan kolayca kaçabilirler: ‘yapardım ama bana.....yaptılar, ben de çok kötüyüm ondan yapamıyorum..’

Ayrıca kişi, kendisine yapılanlardan ötürü insanların duygularını kolayca sömürebilir ve onlardan ilgi, sevgi, şefkat görmeyi de garantilemiş olur. Bizim toplum da sever mağdur durumdaki insanları;

‘Vah vah, başına neler gelmiş canım benim...’

Sanırım tüm sorunların kaynağını oluşturan esas noktalardan biri: Önemsenme, sevilme ve ilgi ihtiyacı...

Ancak bu dipsiz bir kuyudur. Giderek iç dünyamıza hiç dokunmayan ve bizi dış dünyaya bağımlı hale getiren uyarımlara maruz kalıyoruz. Böylece dışarıya bağımlı kalarak kendi hayatımızın sorumluluğunu almıyoruz.

Dolayısıyla ‘kurban psikolojisini’ yaratacak olayları ve insanları çekiyoruz hayatımıza.

Ve bu kısırdöngü, bilinçlenip bu tarz düşünceleri dönüştürmeyi seçmediğimiz sürece devam edecektir, seçim de her zaman kişinin kendi elindedir.

Yazımı E. Caddy’den bir alıntı yaparak bitirmek istiyorum:

‘‘Dev dalgaları olan öfkeli ve kabarık bir deniz gösterildi bana. Sonra gördüm ki, yüzeyin altında harika bir huzur ve dinginlik var... Şu sözleri duydum:

İçinde, derinlerde o anlayışların da ötesindeki huzuru ara ve bul; ona sahip çık ve kullan onu; dışarıda ne olursa olsun...’’

Makalem hakkında, görüş ve önerilerinizi http://www.hayatadokun.net/?page_id=6 sayfasından bana iletebilirsiniz. Hayata Dokun ilke kararları gereğince kimlik ve iletişim bilgileriniz 3. Kişi ve kurumlarla paylaşılmayacaktır.

Sevgi ve Saygılarımla,

Selin Avcılar

 
Hayata Dokun Derneği Kütüphanesi

Eğitimin sosyal hayatın desteklenmesi gereken yegane unsur olduğunu öngören Derneğimiz, 2012 yılından bu yana; Van, Muş, Tekirdağ, Diyarbakır, Trabzon ve İzmir illerindeki köy okullarına kütüphaneler açmaktadır. Her yıl ortalama 5 kütüphane açan derneğimizin...
DEVAMI...


Jehan Barbur Şarkılarıyla Hayata Dokunuyor Konseri

Sanatçı Jehan Barbur’un Hayata Dokun Derneği yararına verdiği konser İstanbul Bilgi Üniversitesi Mezunlar Derneği desteğiyle 26 Nisan 2013’te Bilgi Üniversitesi Kuştepe Ka...
DEVAMI...


Hayata Dokun’an Üniversiteler

2010’dan bu yana her yıl İstanbul Merkezli tüm devlet ve belli başlı özel üniversitelerde yapılan üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen konferans...
DEVAMI...


Tüm projeler için tıklayınız