March 2019
SunMonTueWedThuFriSat
242526272812
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31123456
 

DÜNYALI FETUS

Geçen gün bir belgesel izledim. Bir insan yavrusunun fetustan bebeğe kadar olan evrimini anlatıyordu. Evrimini diyeceğim çünkü önce balık, sonra sürüngen sonra bir sapiens halini alıyordu. Kuyruk gidiyor vs. Tüm bu süreç boyunca bir de cinsel organ oluşuyor tabi. Belgeseldeki ebeveynlerde aşırı bir heyecan, özellikle annede, "Kız olsun." Kadının iki lafından biri İsa ve dieu (Evet evet, Fransızlar). Hayır n'oluyor kız olunca, yani neyi belirliyor vajinası olması, neden seviniliyor bir vajinaya bu kadar? Eskiden erkek istenirdi geleneksel nedenlerden dolayı, şimdi kız. Kız daha uslu olurmuş efendim, daha insancıl olurmuş, kolay öfkelenmezmiş.

Hımm hangi kız? Hangisi? Hepsi mi aynı bunların? E, doğuştan belliyse bu işler ne uğraşılıyor okusun kız çocukları diye, zaten safın teki olacak doğuştan madem? Mesela ben elimde barbie bebek, peluş bebek, seviştirir dururdum onları, bir gözüm de vitrinde süs diye duran oyuncak arabalardaydı, kız çocukları aseksüeldir diyenlere... Masturbasyona kaç yaşında başladığımı hatırlamıyorum bile. Bunlar bir derneğin sitesinde neden konuşulsun, daha önce doğru düzgün konuşulmadıysa konuşulsun. Hâlâ bir tek oğlanlar masturbasyon yapar düşüncesi son hız devam çünkü. Yoksa kime ne benim ne yaptığımdan. Bunları anlatmak politik bir seçim, fütursuz görünürlülüğün çok önemli bir politik araç olduğunu düşünüyorum çünkü. 

Tabi belgeselde bir de her kadının mutlaka bir gün anne olması laflar geçiyor. Hâlâ bunları konuşuyoruz değil mi? Ama annelik çok kutsal! ‘Kutsal’ı duydun mu kaç zaten! Bunların anne olanı "Kadın vücudu annelik için yaratılmış. Basenler, selülitler, hepsi var ama onlar bir koza gibi bebeğe yuva." gibi laflar sıkıyordu. Adam da daimi susuyor belgesel boyunca. Adamı da kadın anlatıyor. "Çok ağırbaşlıdır." vs. Bir de bir soru geliyor bunlara, "Hamilelik sürecinde cinsel hayatınız devam etti mi?" ye giden bir soru. Adam, kitaplarda sorun olmayacağını okuduklarını söylüyor. Kadın hemen "Ah, erkekler için en büyük soru bu, bu süreçte!" deyiveriyor kadınlık edasıyla. Hoppala! Birincisi adama aşığım diyorsun, hayatını birlikte geçirmeyi planlıyorsun aklınca, sonra adamı "Ah, bu erkekler!" sitemleri listesine koyuyorsun. E, O "Bu erkeklerse..." sen de "Ah, bu kadınlar!" genellemesinde ilk numarada say kendini. Bu kadar basit bir denklem bu. Yazarken iğrendim. İkincisi, kadın, sen hiç mi düşünmedin ya biz nasıl sevişeceğiz diye? Ki diyor sonra da libido artıyor bu dönemde diye. E, ne şimdi "Bu erkekler" lafı. Bunun artık erkeklere karşı bir karalama kampanyası olmaya başladığını düşünüyorum. Ben kutsal anneyim, kraliçe arıyım psikolojisi. Sen de damızlık işçisin! Üçüncüsü, çok lazım değil mi bir insan türü daha getirmek buralara? Ben, eğer zorla değilse, çocuk yapmaktan daha bencilce bir şey düşünemiyorum. "Ama içgüdüüüüü" demeyin n'olur, elinizde “Iphone”nunuzla! 

Hep bir çıkarı vardır yetişkinlerin çocukları üzerinde. Hep. "Ay ne şeker bir şey buuu!" dan başlar hem de. Görülebilecek en sinsi bencilliktir. Ve yeni bir hayat bu en sinsi bencillik üzerine kurulur. Bir düşün, doğma nedenin bu. Üremek, ne rezillik! "Hayat programımda bir canlı yaratmak var." Bir hediye ya hayat! Hâlâ öyle mi gerçekten? Herkese mi? Nerede nasıl doğacağımızı bile seçmedik ve seçim yapmayarak geldiğimiz diyarlarda en doğru seçimleri yapmak için debeleniyoruz. Bizden öncekilerin yaptıkları bok gibi yanlışların içine doğduk. Uğraş dur bakalım mesela sırf kız/oğlan çocuğu olduğun için yaşadıklarınla. Yine sizin hayatınızı yaşıyoruz ki biz. Yaptıklarınızın anti si olabiliriz ama yine de size göreyiz. Referans sizsiniz. Geçmiş ve bugün. Yanlışlarınızı düzeltmeye geldik sanki. Politik olmak zorunluluğu sızdı bir kere hayatımıza. Öyle yaşadığın yere güvenle "Haydi hoppa, eğlence!" yok artık. Her daim uyanık olacaksın çünkü etraf aptallıklarla dolu. Ve o kadar yıl birikmiş ki geride, nereden tutsan elinde kalıyor her şey. Gittiğim her kafede, oturduğum bankta, yediğim yemekte, gezmeye yeltendiğim sergide, gittiğim okulda, bindiğim takside, içim rahat değil benim. Dünyalılardan çalıyormuşum gibi hissediyorum her an. Haksızlık yapıyormuşum, es geçiyormuşum, kötü davranıyormuşum gibi. Gerekli özeni göstermiyormuşum gibi, üzerine basıyormuşum gibi. Öyle de. O kadar hızlı ki her şey. Aptal hissettiriyor bu hız sana kendini. Daha akıllı ol, daha çok şeyi aynı anda yap. Tabi hangi akıl bu? Her şey çok fazla. Çok fazla her şey!

Bu arada, nihayet bir sözcük, earthling /dünyalı. Bir tek insanlar yaşıyor değil mi buralarda? 

Pınar Özer

 
Hayata Dokun Derneği Kütüphanesi

Eğitimin sosyal hayatın desteklenmesi gereken yegane unsur olduğunu öngören Derneğimiz, 2012 yılından bu yana; Van, Muş, Tekirdağ, Diyarbakır, Trabzon ve İzmir illerindeki köy okullarına kütüphaneler açmaktadır. Her yıl ortalama 5 kütüphane açan derneğimizin...
DEVAMI...


Jehan Barbur Şarkılarıyla Hayata Dokunuyor Konseri

Sanatçı Jehan Barbur’un Hayata Dokun Derneği yararına verdiği konser İstanbul Bilgi Üniversitesi Mezunlar Derneği desteğiyle 26 Nisan 2013’te Bilgi Üniversitesi Kuştepe Ka...
DEVAMI...


Hayata Dokun’an Üniversiteler

2010’dan bu yana her yıl İstanbul Merkezli tüm devlet ve belli başlı özel üniversitelerde yapılan üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen konferans...
DEVAMI...


Tüm projeler için tıklayınız