March 2019
SunMonTueWedThuFriSat
242526272812
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31123456
 

Alternatif İş Yöntemleri - 1 Yarı Zamanlı Çalışma

Özellikle kriz zamanlarının değişken arz-talep dengelerine cevap veren yarı zamanlı çalışma biçimi, yasal düzenlemelerin eksikliği yüzünden çalışanlar için dezavantajlar yaratsa da, gün geçtikçe önem kazanmaya ve tercih edilmeye başlanmıştır.



Uluslararası İşçi Organizasyonu Anlaşması’nın 175. maddesinde yarı zamanlı çalışma, ‘iş yerinde normal çalışma saatlerinden daha kısa sürede çalışma’ olarak tanımlanır. Bu tanım, Türkiye’de de, 2003 yılında yürürlüğe giren Yeni İş Kanunu’nun 13. maddesiyle beraber kabul edilmiştir. Yarı zamanlı çalışma özellikle 1990 sonrasında gelişen bir olgudur.

İlk olarak daha düşük nitelikli işlerde, geç saatlere kadar açık kalması gereken iş merkezlerinde (süpermarket, mağaza, restaurant…vs) uygulanırken günümüzde; uzmanlık gerektiren işlerde ve yönetim kademesinde de uygulanmaya başlanmıştır. Yarı zamanlı çalışma, daha çok iş hayatına girmeye hazırlanan öğrencilerin, kadınların ve emeklilik sonrasında iş hayatına bu şekilde devam etmeyi tercih eden orta yaş sınıfın tercihi olarak süregelmektedir. Yarı zamanlı çalışmanın özellikle bu kesimlerin tercihi olmasında iş dışı aktivitelere ve ailevi sorumluluklara daha fazla zaman ayırmak isteyenler için alternatif bir seçim yaratması etkilidir. 

Yarı Zamanlı Çalışma Hakkındaki Bakış Açıları

Talep taraflı bakış açıları: Talep taraflı bakış açıları, yarı zamanlı çalışmayı hem toplum hem de aile için faydalı görür. Bunun temelini de yarı zamanlı çalışmanın kadınlara daha uygun olmasıyla açıklar. Toplum düzeni içindeki güç dengelerinin, iş hayatına yansıtılmasının uzun vadede başarı getireceğinin düşünülmesi bu bakış açılarının temelini oluşturmaktadır. Kadınların kariyerlerinin çocuk büyütme ve ev işleri yüzünden kesintiye uğradığını kabul eden bu bakış açılarına gelen en büyük eleştiri ise toplum içindeki dengesiz güç dengesini pekiştirmesi ve kadınların iş hayatındaki istihdamına yönelik gelişmeyi başlatmaması yönündedir.

Arz taraflı bakış açıları: Bu bakış açıslarından en önemli iki tanesi rezerv ordu teorisi ve işçi esneklik teorisidir. Rezerv ordu teorisine göre, evli ve çocuklu kadınlar işçi pazarı için bir rezerv oluşturur. Bu rezerv, ekonomik büyümenin derecesine göre yarı zamanlı çalışan sayısında azalma ya da artmaya neden olur. İşçi esneklik teorisi ise kriz zamanlarında yarı zamanlı çalışmanın düzenlenmesi ile ilgilidr. Bu teoriye göre kriz zamanlarında işveren güçlenirken, çalışanların sendikalaşma gücünde bir azalma olur. Bu da kriz anlarında daha esnek çalışma şekillerinin ortaya çıkmasıyla son bulur. Yarı zamanlı çalışma şekli, daha esnek ve daha ucuz olduğundan dolayı işveren tarafından tercih edilen bir çalışma şeklidir. Bu teoriye göre arz azaldığında işverenin yarı zamanlı çalışma şeklini tercih etmesi artar.


Ülkemizde Yarı Zamanlı Çalışma 

Yeni İş Kanunu, Türkiye’de de yarı zamanlı çalışma 1990 sonrası tercih edilen bir çalışma şekli olmuştur. Yarı zamanlı çalışma ülkemizde çok nitelik gerektirmeyen işlerde ve geç saatlere kadar açık olması gereken iş yerlerinde tercih edilmektedir. Ülkemizde özellikle gençlerin ve öğrencilerin tercih ettiği yarı zamanlı çalışma şekli; mevcut koşullar nedeniyle kadınlar tarafından Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla daha az tercih edilmektedir. 

Türkiye’de yakın zamana kadar yarı zamanlı çalışma hukuksal temelinin olmaması ve dezavantajlarının avantajlarından fazla olması nedeniyle çok tercih edilen bir çalışma şekli değildi. Yarı zamanlı çalışma, 2003 yılında kabul edilen 4857 sayılı iş kanununun 5. ve 13. maddeleri ile düzenlenmiştir.

4857 sayılı iş kanununun 5. maddesiyle belirlenen eşit davranma ilkesiyle, işverene tam zamanlı çalışan işçiyle yarı zamanlı çalışan işçiye geçerli sebepler olmadıkça farklı işlem yapmama yükümlülüğü getirmiştir.

“MADDE 5. - İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.”

Aynı kanunun 13. maddesi, yarı zamanlı çalışan işçinin iş sözleşmesinin düzenlenmesini belli esaslara dayandırır. Kısmî süreli ve tam süreli iş sözleşmesi;

“MADDE 13 - İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.” (Palaz, 2003: 3 – 7)

Kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmî süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz. Kısmî süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir.

Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen tam süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi esas alınır.

İşyerinde çalışan işçilerin, niteliklerine uygun açık yer bulunduğunda kısmî süreliden tam süreliye veya tam süreliden kısmî süreliye geçirilme istekleri işverence dikkate alınır ve boş yerler zamanında duyurulur. 

Türkiye’de gerekli hukusal düzenlemelerin olmaması ve iş düzenlemelerinin esnek olmaması sonucunda bütün istihdam içindeki yarı zamanlı oranı 1957 yılında düşükken bu oran 2000 yılında, global platformda yarı zamanlı çalışma şeklinin önem kazanmasının Türkiye’ye yansımasıyla beraber artmaya başlamıştır. 1990 yılında bütün istihdamın içinde yarı zamanlı çalışma istihdamı 9.2 iken, bu oran 1997 yılında 5.7 düşmüş, 2000 yılında ise büyük bir hızla 9.0’a yükselmiştir. 

İş istihdamı içinde tarım istihdamının fazla olması, Türkiye’de 1990 öncesine kadar yarı zamanlı çalışma şekliyle ilgili bir veri toplanmamış olmasının nedenidir. Tarım istihdamının fazla olması, Türkiye’de ortaya Avrupa Birliği ülkelerine göre daha farklı bir tablo çıkarır. Daha önce rakamlarla desteklenerek aktarıldığı gibi, Avrupa Birliği ülkelerinde kadın istihdam oranı, yarı zamanlı çalışma biçiminin yaygınlaşmasının da desteğiyle artmış, Türkiye’de ise tarım istihdamında çalışan kadının daha fazla olması ve kente göç eden kadınların iş bulamaması sonucunda bu oran düşer. (OECD, 1997: 178 – 186)

Yarı Zamanlı Çalışmaya İlişkin Avantaj ve Dezavantajlar

Yarı zamanlı çalışmaya ilişkin avantajlara bakarken; bu avantajları çalışanlar, işverenler ve devlet kategorilerinde yorumlamamız gerekir: 

Devlet açısından bakıldığında, yarı zamanlı çalışma işsizlik oranlarını düşürdüğünden dolayı avantajlı kabul edilirken; kadınların yarı zamanlı çalışmayı daha çok tercih etmesi itibarıyla mevcut eşitsizliği pekiştirmesi bakımından olumsuzluklar yaratır. Yarı zamanlı çalışma olanaklarının daha çok vasıfsız işlerde ve daha düşük ücretli işlerde olması dolayısıyla kadınların istihdama katılımını yavaşlatıcı etkisi vardır. Türkiye’de kadınların istihdama katılma oranı düşük olduğundan dolayı yarı zamanlı çalışmanın şu anda getirdiği avantajlar dezavantajlarından daha fazladır.

İşveren açısından ise; yarı zamanlı çalışmanın getirdiği en büyük avantaj, ekonomik krizler sırasında arz-talep dengelerine daha kolay cevap verebilecek esnek yapıdır. Ama uzun vadede istihdamı yavaşlatacağından, kadınların istihdama katılmasını düşüreceğinden dolayı olumsuz tarafları ön plana çıkabilir.

Çalışanlar açısından bakıldığında da tam zamanlı çalışmak istemeyen veya tam zamanlı çalışmaya şartları uygun olmayan bireylerin, eğitimine devam etmek isteyen bireylerin yarı zamanlı çalışarak iş hayatına girebilmeleri avantajını getirir. Çalışanlar yarı zamanlı çalışma sayesinde, çalışacakları zaman konusunda karar verme esnekliğini edinirler. Çalışma saatinin birey tarafından seçilmesi, verimlilik açısında da olumsuz ya da olumlu kazanımlara neden olabilir. Yeni çalışma biçiminde, çalışan birey mevcut durumdan daha farklı bir durumla karşılaşacağından dolayı, bu çalışma şekline verilen tepki verimlilik, bağımlılık, çevreye uyum ve isteklilik anlamında farklılıklar gösterebilir. Dolayısıyla avantaj ya da dezavantaj kategorisine girebilir.Yarı zamanlı çalışmanın getirdiği en büyük dezavantaj ise yine çalışan yönündedir. Bu tür çalışma şekli iş kanunlarında tam çalışma kadar düzenlenmediğinden dolayı iş güvencesi sorunlarına ve ücret düşüklüğüne neden olmaktadır. Kariyer olanaklarının tam zamanlı çalışma kadar yaygın olmaması, yan menfaatlerin sağlanmaması gibi unsurlar, yarı zamanlı çalışma şeklinin dezavantajlarıdır. 

Son tahlilde, yarı zamanlı çalışma şekli devlete, işverene ve çalışana birçok avantajlar getirse de bir takım olumsuzlukları içinde barındırır. Türkiye’de 1990 sonrası değişen ekonomik koşullara, yapılan hukusal düzenlemelere bakıldığında Türkiye için yarı zamanlı çalışma şekli, özellikle gelişme aşamasında, avantajlı sonuçlar doğuracaktır. 

Farkında olmanız, takipte kalmanız dilekleri ve sevgilerimle.

Evrim Gözener

 
Hayata Dokun Derneği Kütüphanesi

Eğitimin sosyal hayatın desteklenmesi gereken yegane unsur olduğunu öngören Derneğimiz, 2012 yılından bu yana; Van, Muş, Tekirdağ, Diyarbakır, Trabzon ve İzmir illerindeki köy okullarına kütüphaneler açmaktadır. Her yıl ortalama 5 kütüphane açan derneğimizin...
DEVAMI...


Jehan Barbur Şarkılarıyla Hayata Dokunuyor Konseri

Sanatçı Jehan Barbur’un Hayata Dokun Derneği yararına verdiği konser İstanbul Bilgi Üniversitesi Mezunlar Derneği desteğiyle 26 Nisan 2013’te Bilgi Üniversitesi Kuştepe Ka...
DEVAMI...


Hayata Dokun’an Üniversiteler

2010’dan bu yana her yıl İstanbul Merkezli tüm devlet ve belli başlı özel üniversitelerde yapılan üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen konferans...
DEVAMI...


Tüm projeler için tıklayınız