January 2019
SunMonTueWedThuFriSat
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829303112
3456789
 

Hayattan Bir Yolcu

Hayat… Kapını çalar ansızın… Öncesini hiç yaşanmamış sayarsın, zamanın sana ne yaşatacağını bilmeden, içinde buluverirsin kendini; çünkü hayat dediğimiz o yaşanılası değer,

beraberinde büyük bir sürprizi getirir sana… Yüreğinin sesini dinle der, belki bir daha bulamayacaksın bu güzelliği… O anda bir karar verirsin, kapılır gidersin rüzgâr misali seni çağıran sesin ardından… Bilinmezlikler üzerine yürürken, işte tam o anda bir karar verirsin.

Bir gün bir karar verdim ve hayatım değişti…

Sene 1980. Lise ikinci sınıf öğrencisiyim o sıralar, kavak yelleri hür bir şekilde esiyordu başımda. Birine rastladım okul sıralarında. O, öyle biriydi ki baktığında yüreğim titrer, gülümsediğinde sanki ayaklarım yerden kesilirdi, karşısında heyecandan ne yapacağımı bilemezdim bu genç delikanlının… Evet dedim bir gün evet, aşk denilen şey bu olmalı… Yüreğim gümbürdüyordu yerinden çıkmak istercesine, öylesine gümbürdüyordu ki onun sesinden, hayatın bana çalacağı zilleri istesem de duyamazdım o zamanlar…

Âşıktık birbirimize, 17 yaşın bize vermiş olduğu gençliğin etkisiyle doludizgin yaşadık bu sevdayı, Ankara’nın küçük bir ilçesinde birileri duymasın diye çekinerek…

Üniversite sınavı geldi çaldı bir gün kapımızı. Sınava birlikte girdik, sonuçlar açıklandığında ben il dışındaki bir üniversitenin “ İngilizce Bölümünü” kazandım. Sevdiğim ise giremedi herhangi bir fakülteye ve benden gitmememi istedi. Okumak, onun için önemli değildi belki. Evlenelim dedi hemen, durdum düşündüm bir süre… Geleceğim konusunda çelişkilere düşmüştüm. Okul kayıtlarının son günü gitmeye karar verdim, vefakâr babam beni uçakla yetiştirdi hayatımın kararını vereceğim şehre…

Okuluma başladım, kendime de küçük bir öğrenci evi tuttum. Yüreğim o küçük kentte sevdiğimle kalmıştı. Her gün okula gidiyor, derslere adapte olmaya çalışıyor ve uzun uzun kalbimin sahibini düşünüyordum. Aradan 2,5 ay geçmişti. Bir gün dersten çıkarken, gördüm onu. Geldi dedim, benim için, aşkımıza sahip çıkmak için geldi. Nasıl da özlemiştim. Baktı gözlerimin içine:” Bırak dedi bana… Her şeyi bırak, birlikte gidelim buradan…” Birkaç gün düşündüm ne yapmalıyım diye, sonra karar verdim, sahibi olacağım mesleğimi elimin tersiyle ittim ve sevdamın peşinden yola düştüm.

Ailemin yanına geldim ilk önce, evlenmek istediğimi söyledim, aşığım dedim, ilk etapta karşı çıktılar, “geleceğim” konusunda endişelere kapılmışlardı. Sonra saygı duydular hislerimize, onay verip “tamam” dediler. Babamın, ben yuvadan uçmadan önceki, endişe ve sevgi dolu bakışı hala hatırımdadır.

Tutku dolu bir aşkla evlendik, İlk zamanlar her şey çok güzeldi, birkaç yıl içinde evliliğimizi iki güzel kız çocuğuyla taçlandırdık. Bu arada eşimin işi sebebiyle Ankara’ya taşındık. İyi kazanıyordu, rahatımız da yerindeydi, ancak; paranın bolluğu ve büyükşehir onu değiştirmeye başlamıştı. Eve geç gelirdi bazen, gece boyu gözümü kırpmadan onu beklerdim, o ise bu bekleyişin ödülünü ilgisizlik olarak iade ederdi bana. Çocuklarımıza karşı tavırlarında da bir soğukluk vardı. Gün be gün uzaklaşıyordu bizden.

Ve bir gün, hayatında başka bir kadının olduğunu öğrendim. Kırıldım… Çok kırıldım ama yıkılmadım. Ayrılık kararını çabuk kabullendim fakat içimdeki aşkı öldürmeye de kıyamadım. Ayrıldık…

Aradan üç ay geçti. Yaşadığım zor günleri atlatmaya çalışırken, bir gün kapı çaldı, o karşımdaydı, bana gelmişti, yine… Yeniden benimle olmak istiyordu. Gururum girdi bir anda devreye. Sonra, kızlarıma baktım, çok küçüktüler ve babalarına ihtiyaçları vardı, en önemlisi, yüreğim hala onların babaları için çarpıyordu. Sil baştan yaşarız her şeyi dedim büyük bir umutla. Ve yeniden dünya evi…

Evliliğimizin ikinci dönemi maalesef sandığım gibi geçmedi, eşimin işleri yolunda değildi, ona destek olmak için ben de küçük işlerle uğraşıyordum. Seneler böylece birbirini kovaladı. Bir zaman sonra eşim işini kaybetti. Ona birlikte olduğumuz sürece her türlü zorluğu yenebileceğimizi dayatmaya çalıştım. Buna ikimiz de inandık, çabalarımızla kendi işini kurdu, ancak çok tutunamadı.

Bu arada gece hayatı yine başlamıştı. Hataların ardı arkası kesilmiyordu. Bekleyişler sorumsuzluklar ve sonuç: bir kadının defalarca kırılan gururu…

Aynı şeye ikinci kez katlanamazdım, güçlü durmaya çalışarak hiç ummadığı bir anda ondan ayrıldım. Seven, vefakâr bir kadındım ama onun bize yaptıklarını o dakikadan sonra hoş göremezdim. Yollarımız tamamıyla ayrılmıştı artık…

Hayat yine cilvesini göstermişti işte. İki kız çocuğuyla kalmıştım bir başıma bu yolculukta. Yılmamam gerektiğini telkin ediyordum kendime. Baba evine döndüm. Bir yıl kadar onlarla yaşadım, sağ olsunlar, benden desteklerini hiç esirgemediler. Ancak; 44 yaşındaydım artık ve kızlarım için ayakta durmam gerekiyordu. Bir senenin ardından büyük kızımla birlikte Ankara’dan kendimize iş bulduk. Oraya tekrar taşındık ve düzenimizi kurduk, çocuk bakıyordum, kaybolan neşem yerine gelmeye başlamıştı, huzurluydum, ta ki bir hastalık kapımı çalana kadar…

Hastaydım, hem de aşılması zor görünen bir kan hastalığıydı benimkisi. Üstelik sosyal güvencem bile yoktu. Kızım çalıştığı işten ayrıldı. Sosyal güvencesiyle ilaç masraflarını karşılayabilmek amacıyla daha düşük ücretli bir işe girdi. Koklamaya bile kıyamadığım benim tatlı kızım da hayatla mücadeleye başlamıştı. “Bir an önce iyileşmelisin dedim kendi kendime, iyileş ve o küçük omuzlardaki yükü hafiflet.”

Uzun ve zor bir süreç geçirdim, ilaç tedavileri, ameliyatlar… Çalışmayı bırakmak zorunda kaldım. Ailem ve yavrularımın desteğiyle hayata tutundum, onun bana oynadığı oyunlara aldırmayarak…

Şimdilerde daha iyi hissediyorum kendimi, çocuk bakamaya devam ediyorum yarım gün de olsa. El sanatları ile uğraşıyorum. Hayat yolculuğu beni hayli yordu, ama ben bir yolcu olarak inadına devam edeceğim gittiği yere kadar. İnançlarım ve hayallerim var. Küçük bir sahil kasabasına yerleşmek istiyorum mesela, orada el sanatları ile ilgili bir dükkân açmak ve torunlarımın okuldan gelişlerini bekleyerek, onların büyüdüklerini görebilmek dileğim. Bir de, bir dergide hayat mücadelemle, el sanatlarına verdiğim önemle yer almak istiyorum. Bunları gerçekleştirene kadar hayata dokunmaya devam edeceğim. Çünkü o her şeye rağmen yaşamaya değer…

Makalem hakkında, görüş ve önerilerinizi http://www.hayatadokun.net/?page_id=6 sayfasından bana iletebilirisiniz. Hayata Dokun ilke kararları gereğince kimlik ve iletişim bilgileriniz 3. Kişi ve kurumlarla paylaşılmayacaktır.

Sevgi ve Saygılarımla.

Aslı Alabaz Pehlivan

 
Hayata Dokun Derneği Kütüphanesi

Eğitimin sosyal hayatın desteklenmesi gereken yegane unsur olduğunu öngören Derneğimiz, 2012 yılından bu yana; Van, Muş, Tekirdağ, Diyarbakır, Trabzon ve İzmir illerindeki köy okullarına kütüphaneler açmaktadır. Her yıl ortalama 5 kütüphane açan derneğimizin...
DEVAMI...


Jehan Barbur Şarkılarıyla Hayata Dokunuyor Konseri

Sanatçı Jehan Barbur’un Hayata Dokun Derneği yararına verdiği konser İstanbul Bilgi Üniversitesi Mezunlar Derneği desteğiyle 26 Nisan 2013’te Bilgi Üniversitesi Kuştepe Ka...
DEVAMI...


Hayata Dokun’an Üniversiteler

2010’dan bu yana her yıl İstanbul Merkezli tüm devlet ve belli başlı özel üniversitelerde yapılan üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen konferans...
DEVAMI...


Tüm projeler için tıklayınız